29.08.08
posted_in
Genel
| 16:51
Sebepler mi desem yoksa bahanelerin seçme aptallığı mı desem bilmiyorum veya seçemiyorum. Zaten şu durumda neyi seçsem anlatacak seni seçimini.
Uzaktım sana, uzaktık bile diyemiyorum. Geriye dönüp bakabildiğim gerçekleri gördükçe sadece uzak kalan benim olduğu ve her defasında yüreğindeki sana dokundukça deli gibi sana koşup gelmek isteyen beni her zaman olduğu gibi hissediyorum. Eğer uzak olabilseydik ben koşarken sen ellerin üşüse bile beklerdin, sana getirmeye çalıştığım sıcacık yüreğimi. Çok mu üşüdün veya donmasından mı korktun bilemiyorum ama bekleyemedin ve ellerimdeki sıcaklık hissini dair söküp aldın benden giderken. Artık sana uzak değilim hatta nefes alabilecek kadar yakınımda sana ama bunu sen bilmiyorsun ve ben bilmeni de istemiyorum. Bilsen için acıyacak ve kendine kızacaksın beklide “neden bekleyemedim” düşüncesini hissetmeni istemiyorum ve belki yine herkesten uzak, siyah bir gecede sessizce gözyaşlarını akıtmana neden olacaktım ve ben halen dayanamam bunu yaşamana, yaşatmaya bu yüzden bilmesen de olur. Zaten benim bildiklerim ikimiz için çokça düşünmeme neden oluyor ve eminim halen olmayan bizim iyiliği doğrultusunda kararlar verebiliyorum.
Taksimin kalabalık lığında adımlarımı atarken tozlanmış bizi anımsadım belki o anda alıp vermeye çalıştığım ama hissetmediğim nefesimle tozlarını biraz olsun savurabiliyordum. Sana yakınım hem de ansızın karşına çıkabilecek kadar ama bir o kadarda uzak hissediyorum. “Yakınlıklar uzaklıkları var eder” denildiğinde “Ne kadar anlamsız bir söz” yanıtını verirdim. Hani insan büyüdükçe öğreniyor ya öğreniyorum işte bende. Sana uzakken uzaklığı hissederken daha çok yakınmışım ve daha çok mutluymuşum. Şimdi bu şehirde sahip olabildiğim tek gerçeğim “Hayallerim” ve ben onlar için kendimi var etme çabasındayım. Her ne kadar önümde yollar olmasa da olabildiğince yoldan gitmeye çalışıyorum ama senin engelini asla aşamıyorum ve ben düşünebildikçe de aşacağımı sanmıyorum. Benzer ilişkileri duydukça da karşımdakinin veya yakınımdakinin canının yanacağını bile bile ona yaşadıklarını ve üstesinden nasıl geldiğini söyletiyorum belki bende başarırım “Belki” ne kadar başarılısın dersen, bu yazı okuyabiliyorsan başarımı ben ifade etmeden anlayabilirsin. Acı çektiğimi düşünmeni istemiyorum, çünkü düşünebiliyorsam içimde acıdan öte sen varsın ve sen oldukça yanına o hissi konduramıyorum. Beyaz güvercinin anlamını biliyorsun ve hiçbir farkın olmadığının gerçeğini de benim adım kadar iyi biliyorsun.
Sonuç olarak bu yazının bitmeyeceğini, aslında daha devamında nice sözcüklerin seni vurgulayacağını zaman ilerledikçe bileceksin. Bileceksin diyorum ama haberdar olmama ihtimalinin büyüklüğünün farkındayım. Öyle ya ben içimdeki çocuğu hep bu şekilde koruyabiliyorum. Büyüklüklere asla inandırmıyorum onu ve hep küçücük anların esiri yapıyorum. Onun sayesinde bedeni kocaman bir adam izlenimini türettim.
İçinde hiç kaybolmayacak o küçük kadına kocaman bir mesajım var ve bu mesajla bu hikâyenin sayfasını bitiriyorum. Bir sonraki sayfada görüşeceğimizi hatırlatarak mesajla kendimi uğurluyorum.
“Küçük kadının, büyük sevgisiyle özlüyorum”
Bağlantı
29.08.08
posted_in
Genel
| 16:48
Sözcüklerim kelimelerimin arasına sıkışıp kalma hisleriyle zaman geçirirken, kendime pay çıkarmadan duramadım. Öyle zamanlarda buluyorum ki kendimi, bazen bende sahip olduğum yaşantının arasında sıkışıp kaldığımı ve hangi çabayı sergileyeceğimi bilmeden kala kalıyorum.
Belirsizlikler türüyor apansızca ve hangi belirginlikleri ardına getireceğimi bilmeksizin seçimler yapma çabasına giriyorum. Karanlık bir boşluğun aydınlığını var etme çabasından hiçbir fark yok. Çoğu zaman vermeye çalıştığım çaba, sonuçlandırmasını gerektirse de aslında daha da bilinmezlikler doğuruyor ve ben bu doğumlar karşısında büyüyemiyorum, büyütebildiğim sadece varlığına etken olan nedenler.
Kararsızlıkların en tepesinde kendime bakarken farkında olmadan o tepeye hızla çıktığımı görüyorum. Aşağıda minnacık kalan isteklerimi görmekte zorlansam da kendini küçüklüğüyle anlatabiliyor işte. Ona erişmek için pekte güç hissiyatı kalmadı ve onun bana gelmesini beklerken, imkânsızı beklediğimi bilmiyordum. Hep bir sonuç türeyecek ya, bende sonucun ne anlama geldiğini yaşarak benimseyeceğim.
Zaman diliminde bu yaşadıklarımı küçük bir çocuğun öğrenme isteğine bağlıyorum. Olumsuzluklarını kendime tattırınca aslında ağlamayıp, gözyaşlarımla ifade edemeyeceğimi biliyorum. Zaten o çocuktan tek farkımda bu ve bu farkı aptalca kıskanmaya başlıyorum. Çamurların izlerini taşırken, kirlendiğini kızan sözlerle, bir iki tokatla öğrenme acısı gibi değil ve bunları yaşadıktan sonrada büyüyemeyeceğim. Koca bir adamın türemiş gerçeğini sergilemek pekte yorucu itirafını sessizlikle anlatırken, araya girmesi gereken cümleleri çalıyorum. Hırsızlığın böylesi en ağır suçları çoğu zaman hak etse de asla kendine ağır ceza mahkemesi kuramıyorsun ve her suçsuz yargılamalar sonucunda bir tanesini daha ardına koyuyorsun. Hayatında hep suçlu olarak yaşamaya devam ettikçe, gerçeğinde apayrı sonuçlar var ediyorsun kendine.
Kendime karşı bütün suçları işledim ve her defasında cezalandırmamdan kaçmadım, kaçtığım zamanlar zaten hep cezalandırıldım ve o cezayı verenler daha insafsızca davranarak bir dahakini yaşamamaya sürüklediler beni. Bunun ne denli bir idam olduğunu sanırım yaşamadan sana tarif edemeyeceğim ama bilmeni isterim ki bu suçu yaşamadan da gerçekleştirmeyi asla istemezsin. Sonucunda bir kendinin yok olduğunu düşünmen bile seni vazgeçirmeye yetecektir.
Öyle ya, çoğu cezadan arınmak istiyorsan, sadece her defasında bana bakman yeterli olacaktır. Buna bütün inançlarını düşünmeksizin feda edebilirsin..
Bağlantı
29.08.08
posted_in
Genel
| 16:18
Sana Geliyorum..
Sana gelmek zor olduğunu Bile bile ruhumu teslim sana....Bir gelmek vede gelememek..Hayat belkide sana gelememekle varlığıma katlanıyor.Yada ben sensizliği bile bile sana gelmeye çalışıyorum..Çok karışık bir cümle oldu dimi aynı ben gibi..Ama düşünmüyorum yazarken artık hiçbir cümlenim neyi ima edeceğini.. Artık düşündüğünden daha bi fazla karışığım..Gün geliyor yatağımın içinde boğuştuğum bir düşünce oluyorsun.Gün geliyor sabah uyanırken Yastığıma sarılıp uyandığım günde " işe yastığımıda mı Götürsem? " sorusu oluryorsun..
Sen bende başladığın günde Belki yi soktun hayatımda. Belki bir gün yanımda olacaksın!
Belki hiç olmadığım yerde!
Belki Sen hep olacaksın ama;
Belki ben Hep olmadığın yerde olucam...
Unutma;
Belki Yaşlandığımda yanımda SEN Olacaksın..Hayatımda belkiler bitmediği sürece Hayatımda Bitmeyeceksin...
Bağlantı
29.08.08
posted_in
Genel
| 16:16
rüzgar gibiydin, bulutları şekillere koyup
anlam yüklememi sağlayandın
rüzgar adını vermişken adı sen oldun
sen gelirken bulutlar şekilde değiştirirdi hep
geldiğindenmidir bilmem ama güzelliklerle baktığımdan güzel kareler var ediyordum hep
gerçekten böylesi bir güzellikler varmıydı sorusunu sormak güzeldi kendime
sorular hep ağır gelmişken bunu yaşamak gülümsetti rüzgara inat sıcak yüzümü
her günümde, var olduğum her saniyede vardı o bulutlar
S harfini bile görmüştüm
sonrasına arkasına bir S daha
ikisine anlamlar yükledim ve yine gülümsedim
rüzgar gitti beni olduğum yerde
başkalarına bunları tattırabilecekmiydi
o kişide S harfini var edebilecekmiydi
yoksa sadece rüzgar olduğu içinmi karşılayacak onu
rüzgar gitti ben kaldım, şimdi güneş geldi sevmediğim hissiyle
kaçmıyorum gölgelere
yaksın biraz daha tenimi belki geri döner yok etmek için çabalarken
yine başımı güneşe inat bulutlara yöneltebilirim
estin ve gittin.. bulutlarınla.. gişidinde bile bakacağım gökyüzüne çünkü rengi mavi
Bağlantı
29.08.08
posted_in
Genel
| 16:10
Yüreğimi dizginlerden koparan, yaşama özgürce bırakan aydır sonbahar. İçindeki ayları sayamam çünkü başlangıcını ve sonunu bilmeden yaşamak en zevklisi, özgürlükte böyle bir şey ya ne zaman başlayacağını ve bittiğini bilmeden en iyi şekilde yaşamak gibi.
Sonbaharın bende başka bir tadı var. Yapraklara düşen rüzgarın esintisini tenimle buluşturmak için rüzgarın sokağının serinliğinde yürümek, yürümeye tat katan gülümseme tebbesümü veren düşüncelerle adımlarını saymak. Farklı bir sonbahar beklemek yaz aylarında, beklerken önemini anlamak ve geldiğinde içinde yapacak hayallerini türetmek. Ben hep ilk sonbaharda üşümeyi çok istedim vede hep öyle oldu. Hatta uyurken bile en soğuk anlarda camın önünde uyumak, üşüyüp yorganın altına saklarcasına sıcağı yaşamak aptalca görünebilir ama zevk işte :) denemeyi tavsiye etmiyorum çünkü grip denilen illeti yaşarsan bana iltifat edebilirsin ki ben bunun olmasını hiç istemem.
Yapraklarına hep aşığımdır sonbaharın, renk değiştirirler ve sonbaharın geldiğini güçsüzlükleriyle ifade ederler. Rüzgarın sertliğinde kırılıp toprağa inat gökyüzünde sallanmaya son verip, bütünleşirler. Toprağı hep saklarlar, kendi güzelliklerini ön plana çıkarma çabasındalar sanki ama ölüyorlardı, ölümsüzleşiyorlardı belki de ama güzelliklerini ifade etmek için değişen renkleriyle gökyüzünde rüzgara inat el sallamalı bakışlarıma. Her sonbaharda bir yaprağım var beyazların içine sakladığım. Beyazlığı açıp bakamıyorum, açarsam eğer parçalar haline getiririm güzelliğini. Sonbaharda yaprakların sesine özlem duyuyorum, müzik tadında bir haykırışın sesi gibi. Yaprağın sesi değil aslında duyulan, rüzgarın sessizliğinden gelen bir çığlık ifadesi. Nefret var içinde sanki, yaprağa dokunduğunda canını acıttığı için, yaprağın çığlığıyla bütünleşiyor gibi.
Farklı anlamlar yükleyebilirsin sonbahar, farklı sonbaharlar var edebilirsin, nedensizce.
Benim sonbaharımda, gökyüzünde farklı renklere bürünen beyazlıklarım var, bazen kirlenen, bazen kızaran, bazen de denize inat rengini çalan. Şekilleri var hayal gücümle birleşip anlamlar kattığım şekiller. Sonrada üstüme yağan damlaları oluyor, artık kendisine bakmamak için üzerime yağdırdığı damlaları. Bir hayat gibidir sonbahar, içinde düşüncelerimi yaşabildiğim ama ifade özgürlüğüne erişemediğim bir hayatın sonbaharı.
Bir sonraki sonbaharda görüşmek dileğiyle, rüzgara inat, yaprağa sevgi tadında sonbahar diliyorum yüreğinizdeki sonbahar aşkına…
Bağlantı